Sayfalar

20 Eylül 2016 Salı

Yağmur, İlhan, Yarın

Ne zaman yağmur yağsa İlhan İrem dinlerim, özellikle de yazık oldu yarınlara şarkısını. Neden olduğunu bilmiyorum belkide onun şarkılarının tınısı yağmuru çağrıştırıyor bana, belkide başka bir nedenden. Hep de buruk bir hüzün kaplar içimi. Sanki anlatamadıklarımı, hissedemediklerimi, hissetmekten veya anlatmaktan korktuklarımı yağmur damlaları indirir gibi aşağıya. Veya çıkartır gibi yüzeye. Yanlış anlaşılmasın Allahın bildiğini kuldan saklamak değil benim derdim anlatmaktan korkmak derken. Ama hani olur ya kendine bile anlatmazsın, kendinle bile paylaşmazsın bazı şeyleri. O kadar özel, O kadar kıymetli ve O kadar senin değildir ki paylaşasın. Yağmur bunları getiriyor bana. Haa bir de uçsuz bucaksız bir kordu derinlerimde, görmezden gelemediğim bir korku. Öyle rahatsız edecek bir şey değil. Farklı bir korku hani bazen bir köpekten korkarsın babanın arkasına saklanırsın veya en basitinden bir dersten kalmaktan korktuğunda annen teselli eder rahatlatır seni. Bu öyle bir şey değil, bu sanki bir daha asla güneş doğmayacakmış gibi bir korku. Bir daha asla güneş doğmayacak ve bundan yarına kadar emin olamayacaksın. Ve son yaşadığın günü O en derinlerdeki hislerin düşüncelerin zihninin en yüzeyinde İlhan İrem şarkılarıyla, at koşturken demeyeceğim çok sakin bir şey çünkü bu, volta atarken bittiğini bilmek bir yandan. Her nasıl güneşin doğup doğmayacağını öğrenmenin tek yolu yarına kadar beklemekse. Bizim voltacıları koğuşlarına göndermenin tek yolu uymak galiba. Yapılması gereken şey de buymuş gibi görünüyor. Yarın bu günden daha güzel ve güneşli olacak. Şey, yani, umarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder