Sayfalar

29 Nisan 2022 Cuma

Annem

Çok uzun zamandır yazmıyorum. 

Tabii yazıp da paylaşmadığım bir çokları var, ve tabi düşünüp de yazmadıklarım da. Bu seferki biraz ağır.

10 gün oldu bu gün. Cümleleri nasıl toparlayacağımı bilemiyorum. Bir önemi var mı açıkçası onu da bilemiyorum. 

Çok acı Anne, sensizlik çok acı. Bu hissin bir tarifi olduğunu sanmıyorum, belki de benim kelime dağarcığım yeterli değil. 

Seni özlemek çok zor. geçmişi hatırlamak, ve düşünmek, ve sorgulamak. 

Sana Anne dedikçe insanlar garipsiyor, Anneannem olman bir şey değiştirir mi? ben sana hiç Anneanne demedim ki. 

Dün bir söz duydum, bir yandan iki gündür onu düşünüyorum. "Anneniz ölene kadar ölüm size uzak". Ne kadar doğru. Gerçekten ölüm bize uzakmış. Hiç düşünmemiştim biliyor musun? o kadar imkansız gelirdi ki sana bir şey olma fikri. 

Çok tuhaf gerçekten. Dir yandan çok çok uzaktasın. Diğer yandan hiç olmadığı kadar yakınımdasın içimdesin sanki. 

Neden olduğunu bilemiyorum, İçim çok rahat sen çok huzurlusun gibi hissediyorum. Çok iyi biliyorsun ben çok sevdim, ama en çok seni sevdim. 

 Hayat insanla dalga geçiyor sanki, oyun oynuyor bizimle. Sanki dedim ama neredeyse eminim böyle olduğuna. 

İlginç olan bir şey daha yine hayat olanca hızıyla devam ediyor. Devam ediyor dünya dönmeye. 

Ben iyiyim sen hiç merak etme. Gidişini kabullenemesem de bu acıyla yaşamayı öğreneceğim, biliyorum ki geçmeyecek. 

Bir yandan da yine olanca bencilliğimle diyorum ki. Keşke bu kadar sevmeseydin Anne. Keşke bu kadar sevmeseydin. O zaman belki daha kolay olurdu. Evet, ben en çok seni sevdim ama en çok sen sevdin.

Çok kalabalıktı biliyor musun anne. gelen giden hiç bitmedi. hiç hatırlayamadığım tanımadığım insanlar geldi senden sonra. bilmiyorum bunu neden yazdığımı. Ama çok sevildin anne sevdiğin kadar sevildin ve çok güzel bir hayat yaşadın. Çok zor ama çok güzel. 

Ölümle hep dalga geçerdim biliyor musun? Hep nasıl ölmek istediğimi söyler cenazemde neler olmasını istediğimi söylerdim. Ölüm şakaya gelmiyormuş Anne. öyle biri yara bırakıyormuş ki insanda dinmiyormuş acısı. 

O gece çok dua ettim biliyor musun? Beni de alsın rabbim de yanına yatayım diye, O da olmadı. Tabi biliyorum işlerin böyle yürümediğini. Ama insan işte, istiyor yinede.

Bir de çok ilginç, son bir kaç yıldır daha spiritüel düşündüğümü biliyorsun zaten, ama isyan etmedim hiç. Bir yanım böyle olması gerekiyormuş diyor nedense. Acaba nankör müyüm Anne?

40 gün sürermiş, öyle okumuştum ateş 40 gün yanarmış içinde 40ıncı gün söner, közü ise sonsuna kadar kalırmış kalbimizde sevdiğimizi kaybedince. 

Yazabileceğim çok şey var, yacak mecalim yok Anne. 

Dedim ya ben iyiyim ama sen hiç merak etme. Daha iyi olacağım, senin için de yaşayacağım bundan sonra.

Huzur içinde uyu Anne, bundan sonra kalbimde olacaksın, bu kalp duruncaya kadar. Sonra buluşacağız, yarın ya da öbür gün. Ömür ne kadar hızlı geçiyor zaten. 

Senin için çiçekler koydum Anne. Orkideleri çok seversin. 


10 Kasım 2016 Perşembe

Bazen acıtır kelimeler,
O kadar acıtırki düşünmezsinsin bile
Düşünmemeye çalışırsın yani.
Doğrudurlar, sıfatlar,
Kabullenmezsin, kabullenemezsin
Öfkelenirsin kendine dünyaya
Sen koca bir dünyasın aslında
Kimse bilmez ne olduğunu içinde
Söylemezsin çünkü,
Ne gerek var?
Zaten kendine söyleyemediğini
Öfkelendiğini köpürdüğünü,
Nasıl söyleyeceksin ki
Peki söylemek acıtır mı?
Acıtır ama bir başkası öğrendiği için değil.
Sırf cümleleri kurmak,
Kursağından çıkartmak
Telaffuz etmek zor geldiğinden.
Neyse iyisimi bir kahve yap kendine

27 Ekim 2016 Perşembe

Yine bir sabah, 
Yine doğuyor güneş. 
Ancak ben raydan çıkmış bir tren gibi. 
Savruluyorum etrafa. 
Fütursuzca.

22 Eylül 2016 Perşembe

Love, as deathless as Dracula 
But
As mortal as a butterfly
Easy to say 
But
Difficult to believe


Ps; No matter hot it seemed back then and how long was he around, we are vert much aware that Dracula isn't alive now.

20 Eylül 2016 Salı

Yağmur, İlhan, Yarın

Ne zaman yağmur yağsa İlhan İrem dinlerim, özellikle de yazık oldu yarınlara şarkısını. Neden olduğunu bilmiyorum belkide onun şarkılarının tınısı yağmuru çağrıştırıyor bana, belkide başka bir nedenden. Hep de buruk bir hüzün kaplar içimi. Sanki anlatamadıklarımı, hissedemediklerimi, hissetmekten veya anlatmaktan korktuklarımı yağmur damlaları indirir gibi aşağıya. Veya çıkartır gibi yüzeye. Yanlış anlaşılmasın Allahın bildiğini kuldan saklamak değil benim derdim anlatmaktan korkmak derken. Ama hani olur ya kendine bile anlatmazsın, kendinle bile paylaşmazsın bazı şeyleri. O kadar özel, O kadar kıymetli ve O kadar senin değildir ki paylaşasın. Yağmur bunları getiriyor bana. Haa bir de uçsuz bucaksız bir kordu derinlerimde, görmezden gelemediğim bir korku. Öyle rahatsız edecek bir şey değil. Farklı bir korku hani bazen bir köpekten korkarsın babanın arkasına saklanırsın veya en basitinden bir dersten kalmaktan korktuğunda annen teselli eder rahatlatır seni. Bu öyle bir şey değil, bu sanki bir daha asla güneş doğmayacakmış gibi bir korku. Bir daha asla güneş doğmayacak ve bundan yarına kadar emin olamayacaksın. Ve son yaşadığın günü O en derinlerdeki hislerin düşüncelerin zihninin en yüzeyinde İlhan İrem şarkılarıyla, at koşturken demeyeceğim çok sakin bir şey çünkü bu, volta atarken bittiğini bilmek bir yandan. Her nasıl güneşin doğup doğmayacağını öğrenmenin tek yolu yarına kadar beklemekse. Bizim voltacıları koğuşlarına göndermenin tek yolu uymak galiba. Yapılması gereken şey de buymuş gibi görünüyor. Yarın bu günden daha güzel ve güneşli olacak. Şey, yani, umarım.

18 Eylül 2016 Pazar

Her şey çok güzel olabilirdi.

Hep bir soru işareti var ya hani akıllarda. Neden? Nedeni yok aslında. Ama en iç acıtanı o sanki. Sebebi hiç farketmiyor. çünkü o olmayanın yeri dolmuyor. bir türlü olmuyor.  Bir de şey var mesela, hani, her şey çok güzel olabilirdi. O daha acı. Hele güzel olabilecek şeye hala ihtimal varken; ama sen bunu elinin tersi ile itmişken. Ağlaya ağlaya, sürüne sürüne; ama büyük bir dirayetle hani. Çünkü çok her şeyde etik, çevik, ahlaklısın ya; sana yakışmaz çünkü. Bir de şey var tabii evet istediğim o ama, ama bu şekilde değil yani. Kabullenmek zor tabii...  Bu da böyleli bir iç dökme yazısı gibi. Çünkü, çünkü her şey çok güzel olabilirdi.

11 Ağustos 2016 Perşembe

Yok abi, Kınamayacaksın

Kınamayacaksın şu dünyada, hiç bir şeyi.
Hiç ama hiç bir şeyi.
Anlıyorsun çünkü,
Ne?
Neden?
Nasıl?
Kafana vura vura anlatıyorlar.
Esnetiyor hayat insanı.
İstemezsen esneme.
Koparsın ama.
Çünkü aslında hiç bir şey basit değil.
Her şey zor.
Karmaşık.
Sogulama da çok fazla zaten.
Olamaz mı olabilir demek lazım bazen.
Arabalar bazen sağa bazen sola giderler hem.

28 Haziran 2016 Salı

sen özlemedin mi beni ?

Isıtmıyor şömine bugün
bilmiyorum neden
cevaplayabilir misin ?
zannetmem
cevap, cevap sensin
fen hocamı anıyorum bugün
pek iyi değil tabi ki
yalanmış öğrettikleri
insan kendi kendini ısıtamazmış titreyerek
mümkünatı yok  olmuyor bugün
bir ara kapı çaldı
sensin sandım koştum
açtım pizzacıydı
doğal…
yemek yapamam ki ben  
sensiz olmuyor
hem hem hayatın tadı çıkmıyor ki
fön çekişini izlemedikten sonra
hem hem tadı tuzu da yok
içtiğim tek kadeh şarabın
ikincisi boş olunca
iyi yönleride var sensizliğin
atıyorum mesela gömleğimi
yemek masasına
belki gelirsinde söylenmeye başlarsın diye
dayanamam kaçarım evden
nöbetçi çiçekçiye
gülmeye beni o halde görünce
boynuma atılmazsan da hemen
kaldırım havaya
ister sarıl ister sarılma
sen özlemedin mi beni? 

27 Haziran 2016 Pazartesi

kendin için

kendin için yaşa bugün 
dün yeterince yorulmadın mı zaten 
yetmedi mi başkaları için yaptığın 
yetmedimi kendini yıprattıgın 
bak bi arkana ne geçti eline 
yada ne var kalbinde 
kimseye yaranabildin mi iyilikle 
kim aferin dedi şimdiye kadar 
yada kim teşekkür etti en azından 
kim dedi ki ne yapardım sen olmasan 
pekala şunu sor ozaman kendine 
mutlumusun yaptıklarından 
herkesin işine koşmak 
başkaları için sürünmekten 
tabii ki öylesin 
düşünmedinki daha önce aksini 
düşünemezsinde zaten yapamazsın çünkü 
sen onlar için yaratılmışsın
ama benim bir fikrim var 
çık bugün dışarıya 
telefonunu kapatmayı unutma 
bide ne yapalım biliyormusun 
ara şimdi bankayı 
artır bütün limitlerini 
ne istersen alabilesin diye 
hiç düşünme bugünlük 
çıkar 30 senenin acısını 
ama bide bunu dene bakalım 
böyle nasıl olacak bakalım 
sonra bidaha yazalım 

14 Haziran 2016 Salı

Olsun İstiyorum


bir otelim olsun istiyorum 
titanic kadar büyük değil
hiltonlar kadar çokda değil
bir yunan adasında bulunsun istiyorum 
şarkı söylemeyen müşteri kabul edilmesin
şimdikiler gibi beton yığınıda olmasın
pencereleri hala tahtadan olsun istiyorum
küçük bir süs havuzu olsun önünde çocuklar etrafında koştursun
çok değil 10 metrelik bir plajım  olsun istiyorum
hafif hafif yaz rüzgarları essin
denizden çıkan küçükler annelerine koşsun
böyle olmalı benim otelim böyle olsun istiyorum



bir evim olsun istiyorum Girne koylarında
öğle çok çok güyük değil dublex olsun istiyorum
kocaman bir ön bahçesi olmalı onun
arka tarafı ise pazar günleri barbekü  partilerime yetsin yeter
birde şarap mahseni olmalı al katta
özel günler tabiki en üs rafta
rengarenk ışıl ışıl mumlar olmalı oturma odasında
home ofis dedikleri şey ise koridorun tam sonunda
iki tane kapı açılmalı şapanya rengi yatak odasında
bir tanesi küçücük banyomu öbürü ise kıyafet odamı getirmeli bana
koridorlarını leonardonun picassonun tabloları süslemeli
böyle olmalı benim evim böyle olsun istiyorum

13 Haziran 2016 Pazartesi

Aşkın Penceresi

güneş süzülürken penceremden
bir haber gertir bana yeni günden
üstelik birde seviyorsan tam gönülden
her şey daha iyi olacak bir öncekinden

27 Mayıs 2016 Cuma

Kapının Önü

Kapının önü
Ne varsa orada 
Daha çok şey söylüyor 
Senin hakkında
Salonundan mutfaktan
Hiç umurumuzda mı ama
İçerisi sıcak olsun da 
Gerisi terane
Hiç aklımıza gelmiyor
Evi sokaklar olanlar.