Sayfalar

24 Eylül 2012 Pazartesi

O da hisseder mi ?

Hani şu asırlarca yaşayan ağaçlar var ya... Mesela yaşadığım şehirde 800 yıllık bir tane var. bunun 1000, 2000 hatta 9000 sene yaşayanları var. Hem bence yer değiştirme kabiliyetlerinin olmaması çok da kötü bir durum değil. Asıl benim sabahtan beri aklımı kurcalayan soru : " Ağaçların ruhu var mıdır? " yani mesela Sarıkamış'ı gören çam ağacı ağlamış mıdır askerlerimize? Veya yapraklarını hışırdatmışlar mıdır sevinçten TBMM açılırken ? onlar en iyi tarih öğretmenleridir aslında yada roman, biyografi yazarları. Düşünsenize ne aşklar görmüşlerdir Pierre Loti tepesinde. Ne çarpışmalar seyretmişlerdir Conkbayırından. Ah bir dilleri olsa da anlatsalar. Ayrıca kağıdın ağaçtan yapılması bilgi deposu oluşunun doğanın bize bir başka türlü gösterme şeklidir belkide ?. 1000 yıllık bir beyin neler düşünür ki ? hele birde beyinin hiç bir şeyi unutmayan bir bilgi deposu olduğunu düşünürsek. Kulağa çok güzel geliyor değil mi ? İpek Ongun'un bir kitabında baş karakter mutfak pencerelerine sarkan kiraz ağacını ailenin bir parçası olarak görürdü hep. Bende gözümde mavi çerçeveleri olan, 4 tane kare camdan oluşan bir pencere hayal ederdim. Pencerenin öbür tarafı ise çok farklı, mevsimden mevsime değişirdi o manzara yazları dalları kiraz dolu, yükünden aşağı sarkmış pembe çiçekleri olan yem yeşil çimeni çiğneyen bir genç kız kışları çıplak dallarıyla bembeyaz bahçede ki tek yaşam enerjisi olurdu. Ne olursa olsun günlüğünü orada yazmayı çok severdi karakter. Kitapta zaten karakterin yazdığı günlüğünden oluşmaktaydı. Sizde müstakil bir evin çok büyük olmayan bahçesindeki çok eski bir ağaç olduğunuzu düşünün. Sizi eken ev sahibi bir maliyeci idi o sizinle çok ilgilenmesine rağmen az çekmediniz haylaz çocuklarından az mı kazıdılar sevgilerinin isimlerini sizin üzerinize ? köpekleri Kurt öldüğünde çok üzülmüştünüz, o sizinle aynı bahçeyi paylaşan adeta can yoldaşınızdı. Büyük oğulları Cenk izmirde üniversiteyi kazandığında az mı sevinmiştiniz ? Tabii o zaman ailecek taşınacaklarını düşünememiştiniz. peki ya bir sonraki ev sahibi çok tatlı Kıbrıs ağzıyla konuşan genç bir bayan değil miydi ? Az mı süsledi özel günlerde hem arkadaşlarıyla bahçede yaptığı sohbetlere kulak misafiri olmaya da bayılırdınız. Bakın şimdiden iki hayat geçti üzerinizden ve ben kurgularken bile çok eğlendim. düşünsenize bunun gibi onlarca hayata şahitlik ediyorsunuz. Sadece hayatlar mı ? Dünya savaşları, Saray entrikaları Aşk hikayeleri ve daha onlarcası bence ağaç olarak yaşamak hiçte fena olmazdı ha ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder