19 Mart 2015 Perşembe
Do you really need it?
Her zaman paramızı yönetebilmenin daha doğrusu cebimizde tutmanın en etkili yolunun satıl alım tercihlerimizi yönetmek olduğu söylenir. Ekonomistler bir şey almak istediğimiz zaman kendimize "Do I really need it?" yani "Buna gerçekten ihtiyacım var mı?" sorusunu sormamız gerektiğini söylerler.
Alışveriş merkezlerinde dolaşırken artık insanların bunu yapmaya başladıklarını farkettim.
Tamam, Süper, 10 Numara!
Peki bu soruyu özel hayatımıza da yansıtsak mesela,"Do I really need him/her?" olsa "Ona gerçekten ihtiyacım var mı?"? Hayatımız çok daha akıcı rahat ve stressiz geçmez mi ?
Lütfen hayatınızdaki insanlara bir göz atın ve onların sizlere ne kattığını düşünün. Olumlu veya olumsuz. Bunu söylerken asla arkadaşlıklarınızı çıkar ilişkileri üzerine kurmanızı söylemiyorum bu çok yanlış olurdu. Sadece hayatımızda negatif etkileri olan insanları neden hayatımızda tutmaya devam ettiğimizi sorgulamak istiyorum.
Kendimiz yapabileceğimiz çoğu şeyi sırf tembelliğimizden, başkaları yardımcı olsun derken o kadar eksi yön telafi ediyoruz ki.
Belki de bazen bir şeyleri kendi başımıza yapmak bizi biraz yorabilir ama benim ruh yorgunluğu dediğim şey, bedensel yorgunluktan çok daha yıpratıcı bir olay.
Hani derler ya "Kafam rahat."
Kafanızın rahat olsun :)
Ne demiş Diyojen "Gölge etme başka ihsan istemem."
14 Mart 2015 Cumartesi
Tas-Tea Bubble Tea and More!

EDIT: Geçenlerde ufak bir aradan sonra tekrar ugradım kafeye
fakat malesef aradığımı bulduğumu söyleyemem. Gitmeyin demem tabiki ama gidip de benim gibi umduğunuzu bulamazsanız başım ağrımasın editi bu. :)
Bubble Tea - Baloncuklu Soğuk Çay,
Dünyada büyüyen bir trend Bubble Tea.
Öncelikle Tarihçesine bir bakalım ?
Bubble Tea nedir?
Bubble Tea, Tayvan’a has, serinletici çay özlü bir içecektir. Bu tatlı çay karışımlı içeceğin özelliği ise, içinde bulunan ve içerken kalın bir pipetten çekilen tapyoka incileridir. Bubble Tea, ABD’de yıllardır coffee to go'larla beraber en çok tercih edilen içecek haline gelmekle beraber, kısa süre önce de Avrupa’ya açıldı. Almanya’da Bubble Tea dükkanları hızla yayılıyor ve orada da bu “egzotik” içecek, gençler arasında kült haline geldi.
Şimdi burada Antalyada bizimle.
Farklı bir tat bizim için, özgürlükçü bir içecek Bubble Tea. Kendi içeceğimizi tabiri caiz ise kendimiz yaratıyoruz. Bize sunulan seçenekler arasından tabiki, nasıl kombinlediğimiz tamamen bize kalmış.
Yukarıdaki görsel açıklayıcı bu konuda TAS-TEA internet sitesinden ulaşabilirsiniz ve kendi içeceğinizi nasıl yaratabileceğinizi inceleyebilirsiniz. Sentetik bir madde yok Bubble Tea'nin içesininde. Bubblelar meyve özlerinden yapılmakta.
Veya Facebook sayfalarında böyle bir görsel buldum :
Veya Facebook sayfalarında böyle bir görsel buldum :
Ben ilk geldiğim günden beri Bubble Tea'nin eğlenceli bir içecek olduğunu düşünüyordum ki az önce sizlere daha detaylı bilgi verebilmek için uluslarası sayfalarında dolaşırken böyle bir şey gördüm :
Amerika sitelerinde daha detaylı bilgiler var. http://www.tastea.net/about-us Linkten ulaşabilirsiniz canlar :)
Bubble Tealer zaten harika ama sadece onu? Hayır. Aynı zamanda Kahve, Bitki çayları, Waffle, Donut ve çeşit çeşit Macaronlar, kahvaltıya gelmek isterseniz Simit ve Poğaçalar, gün ortası mideniz kazındıysa birbirinden lezzetli sandviçler sizi bekliyor.
Ama benim bir mekanda en dikkat ettiğim şey servis kalitesi ve çalışanlardır. Burada ikisi de 10 üzerinden 10. Herkes çok sıcak müşterilerine müşteri gibi değil de misafirleri gibi davranıyorlar. Bu da müşterileri için keyifli zaman geçirebilecekleri bir ortam yaratıyor
Neyse Bu kadar övgü yeter :) Adres bilgisini verelimde kendiniz deneyimleyin :)
TasTea Bubble Tea and More, tam olarak Dedeman Carrefoursa karşısında; Extrablatt ve Dominosun tam ortasında.
Umarım bir gün karşılarısız orada.
14 Aralık 2014 Pazar
sLOVEnia
When I first arrived to Slovenia on the way I wrote here that Slovenia looks like a paint of Bob Ross. I can honestly say that I left a part of my hearth in Slovenia. While watching the presentation of Slovenia our friend asked a very interesting question. He asked us why the name “Slovenia” is so special that is because it is the only country name having Love in it. I really felt love in sLOVEnia the if you are an environment-friend. You will never get bored there. there is always somewhere nearby you can go just to watch environment. Personally Slovenia has a different part on my hearth. As I have many precious friends there. I had chance to meet them in my last day and visiting dearest capital Ljubljana Thanks to help of my very good friends I visited almost all of it and and really liked the city. And a must see place but I cannot promise that you will enjoy your time there as much as me as unless you have as awesome friends as I do there:) Thank You:)
30 Eylül 2014 Salı
24 Aralık 2013 Salı
10 Aralık 2013 Salı
9 Aralık 2013 Pazartesi
3 Aralık 2013 Salı
World Disabled Day!
"The day aims to promote an understanding of disability issues and mobilize support for the dignity, rights and well-being of persons with disabilities."
Everyday when we are walking to work, driving to home, going for a shopping we are so unaware.
We don't know what kind of a advantage we have.
(PS :And about the term "disabled", It doesn't really mean, or used for someone who doesn't have one arm, or not able to walk. A little child in a rural area who doesn't have access to Internet is also disabled.)
But not knowing our advantage we are also not aware of their disadvantage.
We are not respectful at all or maybe helpful is a better word.
What I want to say lastly is make life easier for all of us!
2 Aralık 2013 Pazartesi
Merry Xmas
Hello Friends,
As you know we have just entered December and the count down has started!
Thats why I wanted to make a Christmass Theme for my blog.
We have pretty lots of time till New year like 28 days now. And from now on we should take a look at what we did all year.
How we handled our problems, how many hearths have we broken, how many people we met this year, the new places we have seen.
And we should wish the best for next year.
Best Regards.
Loves.
As you know we have just entered December and the count down has started!
Thats why I wanted to make a Christmass Theme for my blog.
We have pretty lots of time till New year like 28 days now. And from now on we should take a look at what we did all year.
How we handled our problems, how many hearths have we broken, how many people we met this year, the new places we have seen.
And we should wish the best for next year.
Best Regards.
Loves.
27 Kasım 2013 Çarşamba
22 Kasım 2013 Cuma
Yasama Dair
1
Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak.Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda Insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından. 1947 2 Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki hapisteyiz, yaşımız da elliye yakın, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... 1948 3 Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...Nazım HİKMET
21 Kasım 2013 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















