Sayfalar

20 Aralık 2012 Perşembe

Son Yazi

yeni yazı yazacaktım üşendim. şunun şurasında dakikalar kalmış 21 ine ayın, Ne gerek var dedim. Hem eğer son gün ise o gün kim okur ki benim yazımı. Belki öbür tarafta yeni blog açarım Diary of a heavenly creature yani ;) Dünya anılarımı yazarım sizlere. Bakacağız artık haa olaki kopmadı o zaman sizlere Kopmadı Gitti diye bir yazı yazar kaldığım yerden devam ederim ...

13 Aralık 2012 Perşembe

TABOOS

Tamam oyunu eğlenceli ona lafım yok ama, gerçek hayattakiler öldürüyor beni! Aslında sanırım bu konuda sorun bende ? Çünkü anlayamıyorum.

Mesela eve gelen misafirin "Üçüncü çocuk şart ağabey kesin yapın!" demesi birde üstüne ısrar etmesi gayet normal bir şeyken ev sahibinin biz istemiz yanlışlık olursa da kürtaj denen bir şey var demesi bir tabu!

Yada gayet güncel: Sanırım Türkiyede vajina demek tabu ?!?!?!

Ve daha onlarca örnek.

Bir çıkarım yaptım. Bizim ülkemizde tabular ahlaki kurallar çerçevesinde şekillenmiyor.
Sadece halk gerek çevre koşulları, gerek kelime hazinesiyle kendine bazı şeyleri yasaklamış!
E aynı halk sonra birde onlarsız yapamamış, Yeni kelimeler uydurmuş! Bu kelimeler aslıllarından kat be kat aşağılık, seviyesizmiş.
Ama ne yaparsın halk bunu sevmiş!
Hem O denli kibar, O denli masum kelimelerle küfredemezlermiş ki !


Sonra insanlar kendilerini saklamak zorunda kalmışlar çünkü azınlıklar tabu olmuş !

Cinsel Tercihler, Dinsel Mezhepler, Politik Düşünceler Saklanır, gizlenir olmuş.


Sonra Bi blog yazarı bu olayı farkedince çok sinirlenmiş kendi kendine ben bunu bir yazayım demiş. Ortaya bu yazı çıkmış. Bundan sonra ister görgüsüz ister cahil desinler, isterse birilerinin yüzleri kızarsın. bildi kelimeleri kullanacak bildiği gibi yaşayacakmış bu blog yazarı!!

Okurlarına da sizde öyle yapın emi ebabil kuşlarım benim diyecekmiş.
















 

26 Kasım 2012 Pazartesi

I hate that I don't hate you


En sevdiğim şiirlerdendir. Çok bilindik bir şiir değil. Bende iki sene kadar önce internette şans eseri karşılaşmıştım bu şiirle. Umarım sizlerde benim kadar beğenirsiniz.

I hate that I don't hate you

I hate that you left me 
I have that I fell for you 
I hate that your smile haunts
I hate that you died
I hate that I can't be angry
I hate that I'm upset
I hate that you wanted this
I hate that I wasn't enough
I hate that I couldn't make you happy
I hate that your gone 
I hate that I don't hate you 
I hate that your laugh is gone
I hate your gentle kisses
I hate your friends for not crying
I hate that I can't stop crying
I hate that life goes on 
I hate that your not actually dead
I hate your choices
I hate the drugs that you love
I hate I feel that your dead
I hate you're no longer mine
I hate the people you now call friends
I hate the men you sleep with 
I hate your dad for what he's done
I hate seeing you so unhappy
I hate so many things but the one
I hate the most 
I hate that I love you
I hate I would die for you 
I hate I'll never get over you 
I hate this new you 
I hate myself for not hating you 

16 Kasım 2012 Cuma

Love Story

Bir varmış bir yokmuş. İstanbul da tatlı mı tatlı bir kuzencik yaşarmış. Ne yazık ki bu kuzenin işleri başından aşkınmış. Tatilden dönen dünyalar yakışıklısı kuzenini sadece akşamları gezdire bilirmiş Bunlardan bir gün Ortaköy  Kahvehanesinde otururlarken Boğazda kocaman bir evlenme teklifine şahit olmuşlar ve buna çok şaşırmışlar. hemen cep telefonlarına sarılıp twitler atmışlar durumu sosyal medya ile paylaşmışlar. Başka bir gün İşi başından aşkın olan kuzenin bir sosyal ağ hakkında sunum yapması gerekmiş. Bunu prova etmek için yakışıklı kuzeni seçmiş. Beyoğlunda  bir pubda sunum çalışırlarken Tatlı mı tatlı kuzenin cep telefonuna birden bir bildirim gelmiş. Tatlı mı tatlı kuzenin şeker mi şeker arkadaşı da yakınlarda bir pubdaymış. Aralarında konuşmuşlar gelmişken onuda görelim demişler. Ve yanlarına gitmişler yakışıklı kuzende sosyal ağ sunumundan yırtmış bu arada. Gidip baktıklarında birde ne görsünler Şeker mi şeker arkadaşın yanında yakışıklı mı yakışıklı sevgilisi varmış. İkiside çok tatlı ve candanlarmış. "Best Couple Ever" diye düşünmüş yakışıklı kuzen takside eve dönerken. Ama şeker mi şeker arkadaşın çalışmak için Kuveyte gitmesi gerekmiş. Orada çok para kazanacakmış. Ama haliyle yakışıklı mı yakışıklı sevgiliden uzak kalmış. gel zaman git zaman bir gün yakışıklı kuzen Twitter da bir resim görmüş bu resim şeker mi şeker arkadaş ile yakışıklı mı yakışıklı sevgilinin nikahındanmış. Yakışıklı kuzen çok mutlu olmuş ama çok da şaşırmış. Kendi kendine İstanbul gündeminden çok uzak kaldım demiş. İşin aslını sonradan öğrenmiş gerçekten tam bir love story imiş. şeker mi şeker arkadaş işini gücünü bırakıp Taa kuveytlerden kalkıp bir güncük İstanbula gelmiş. Anında yıldırım nikahları kıyılmış. Şeker mi şeker arkadaş ertesi gün tekrar Kuveyte dönecekmiş. yakışıklı mı yakışıklı sevgili ise arkasından gidecekmiş. Bizim best couple artık husband and wife olmuş. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine

*Hikayedeki iki erkek içinde yakışıklı sıfatını kullanmam gerçekten ikisininde yakışıklı olmasındandır birde Türkçede erkekler için kullanılan öyle cicili bicili kelimelerin olmamasından

Bu da tamda o tatlı mı tatlı kuzenin şeker mi şeker arkadaşı ve onun yakışıklımı yakışıklı sevgilisiyle tanışıldığı akşam beyoğlunda tatlı mı tatlı kuzenle çekilen bir fotoğraf


15 Kasım 2012 Perşembe

İyide Ben Bunları Neden Anlatıyorum ?

Sahi neden anlatıyorum? Hiç bir fikrim yok! Belkide sizi bir dost bir arkadaş görüyorum Azizim. Derdimi dökmek amaçlı. Bence yazı yazmak biraz şizofrenik aslında. Yani oturmuşum burada kendi kendime konuşuyorum. Sizlerin kim olduğunuzu bilmiyorum. Anca hangi ülkelerden girdiğinizi saat kaçta okuduğunuzu anlayabiliyorum. Ama boyna konuşuyorum sizinle, boyna yazıyorum, boyna anlatıyorum bir şeyler. Derdim ne benim Arkadaş ? Neymiş böyle anlat anlat bitmedi. Biter mi ? Bitmez gibi sanki ... Göreceğiz ...

10 Kasım 2012 Cumartesi

Seninki kaç santim?

Seninki kaç santim?: 600 binden fazla kişinin verdiği destekle lagos ve orfozu kurtardık. Sıra diğer türleri kurtarmakta! Denizlerimizin ve balıkların geleceği için, iş işten geçmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl.


6 Kasım 2012 Salı

Listen To It Pour

Yağmur güzeldir. Hatta arkadaşlarınla kapıdan izlemek daha güzeldir bilmiyorum ben pencere yerine kapıyı tercih ediyorum yağmur konusunda. Sonuçta ani bir ıslanma  isteğiyle camdan atlama garip olurdu. Ve yağmur insana bir çok duyguyu hissettirir. eğlenceli, üzücü, kızdırıcı, romantik olabilir. . Ama her hal yukarıda yağmuru hissetmektir önemli olan. Onun olmak. Yere çarpan her yağmur damlası farklı bir nota çıkartır bence   . Aşağıda da  Yağmurla alakalı en sevdiğim şarkı ve sözleri var umarım sizlerde beğenirsiniz.


Listen to the pouring rain
Listen to it pour,
And with every drop of rain
You know I love you more

Let it rain all night long,
Let my love for you go strong,
As long as we’re together
Who cares about the weather?

Listen to the falling rain,
Listen to it fall,
And with every drop of rain,
I can hear you call,
Call my name right out loud,
I can here above the clouds
And I’m here among the puddles,
You and I together huddle.

Listen to the falling rain,
Listen to it fall.

It’s raining,
It’s pouring,
The old man is snoring,
Went to bad
And bumped his head,
He couldn’t get up in the morning,

Listen to the falling rain,
listen to the rain


3 Kasım 2012 Cumartesi

Smokable Book

Snoop Dogg diye birisinin kitabıymış ama asıl ilginç kısmı bu değil ilginç olan bu kitabın yaprakları sigara kağıdı ne kadar orijinal değil mi ? İşin açıkçası adamı tanımıyorum, ne tarz şarkılar yazar onu da bilmiyorum. Sadece hayal ediyorum diyelim okudunuz sayfayı çok mu dertlendiniz yırtın hemencecik içine birazcık tütün sarın için oracıkta. Fikir bana çok hoş geldi. Hatta yan tarafı da kibritinizi yakabilmeniz için zımpara şeklinde üretilmiş işin açıkçası çok hoşuma gitti. Haa yırtıp sigara yapacağımdan mı ? Hayır. Kibritimi yakacağımdan mı? Hayır. Sadece "Smokable song book" fikrinden çok hoşlandım...


27 Ekim 2012 Cumartesi

Neredesin İham ?

Bilgisayarımın bozulması ve servise gitmesi gerekmesi bir süre size uzak kalmama neden oldu ?  Aslında bu bahanem yanlış anlamayın içimdeki yazma isteği bitmiş değil ama yazacak şey bulamadım pek fazla. Birde söyle bir problem yaşıyorum ki tıkanıyorum ne bileyim ilgim dağılıyor ve bunun gibi sebeplerle yazımı tamamlayamıyorum. Aslında sanırım ilham küstü bana. Ne yaptım bilmiyorum? Bir şekilde kalbini kazanmak gerek. Böyle ayrı gayrı benim için çok zor oluyor. İlham sana sesleniyorum lütfen geri gel...

19 Ekim 2012 Cuma

Trivial Problemler

Trivial kelimesi seviyorum. Hem kulağa çok hoş geliyor hemde Türkçedeki Tırıvırı kelimesine çok benziyor.  Neyse konumuz kelimeni kökeni değil. Her gün o kadar trivial problemlere kafamızı takıyoruz ki. Kendimize dert edindiğimiz şeylere dönüp bir bakarsak eğer bize bile komik gelecektir. Sanırım biraz koyvermemiz gerek, umursamamayı öğrenmemiz gerek. Milletin ağzı torba değil büzesin. Böyle şeyleri umursamak gerek. Umursasak da umursamasak da durum değişmeyecek. Bizde kendi kendimize üzüldüğümüzle kalacağız bu yüzden hiç gerek yok. Bende bir İngiliz değimiyle yazıma son vermek istiyorum
"Don't forget you are precious."


What Ever You Do Enjoy It

Ya yaptığın işte eğlen yada eğleneceğin bir iş yap. Tamam işinde her gün cümbüş şamata olmayabilir ama en azından sev onu. Çünkü sen işi sevmezsen eğer o seni hiç sevmez. Eh karşılıklı nefret nefret içerinde olduğun bir işte başarılı olabilir misin ? Sanmam. Kişisel başarından vazgeçtim seninle çalışan insanlara, müşterilerine yazık ! Kaldı ki sana da yazık. Sevmediğin bir işi yaparken neden hayatını zehredesin ki ? Sen sevgili okur yaşın başın önemli değil eğer işini sevmiyorsan hiçbir şey için çok geç değil. Hem ne yaptığın önemli değil sen yaptığın işten memnunsan eğer kime, ne söz düşer ki ? Yok babam doktor olmamı istiyor, yok öğretmen olmam annemin hayali gibi şeyleri aşalım artık...  Üstelik bu söylediklerim sadece işiniz için geçerli değil ne yaparsanız. Bu bir kek bile olabilir eğer kek yapmayı sevmiyorsanız yaptığınız kekin güzel olmadığını farketmişsinizdir. Evren sizi duyar hisseder tarzı konulara girmek istemiyorum (ki evren sizi duyar onunla konuşun) ama birilerine yaranmak için yada yardımcı olmak için bile olsa sevmediğiniz şeyi yapmayın. Az öncede dedim ya kendinize zulüm azizim.

17 Ekim 2012 Çarşamba

Maskeli Balo

Yeni Türkü'nün Maskeli Balo şarkısı en sevdiğim şarkılardan bu aralar. Ben şarkıların melodisini değil sözlerini dinlemeyi seviyorum işin açıkçası. O yüzden dili bilmediği halde sırf melodisi için ,veya havalı olsun diye, yabancı müzik dinleyenleri anlayamıyorum. Eğer tutup da İspanyolca bir markı dinlemeye karar verdiysem mutlaka açık şarkının sözlerine bakıyorum öncelikle. Tamam çok sansasyon yarattı çok melodisi hoş ama bakalım adam burada ne diyor. Konumdan çok saptım gene konumuz müzik zevkleri değil be mübarek. Konumuz maskeler. Ve yaşam balosunda onları ne denli ustalıkla kullandığımız. Tamam ara sıra arkadaşlar arasında farklı maskeler takıp, farlı rollere girmekte bir sakınca yoktur hatta eğlenceli bile sayılabilir. Ama hani kabak tabı vermek deriz ya. Bir süre sonra gerçekten o kıvama geliyor ve karşımızdaki insanlar için acaba bugün hangi maskesini takmış diye düşünmeden edemiyorum. Ehh buda insanı biraz geriyor açıkçası. Ben artık olduğumuz gibi görünelim istiyorum. Siz şu maskelerinizi çıkartın da bizde ayağımızı denk alalım. Biraz nefret kusuyormuşum gibi gelecek belki ama Gerçekten "Tak etti canıma artık bu maskeli balo".